Beyaz Zenci Yazdı: Sinemaya Hangi Film İçin Gidilir?

1

Sinemaya mı aşıksın? Yoksa canım çok sıkıldı  bi filme gideyimci misin? Ya da arkadaş aktivitesi yapalım, toplanıp sinemaya gidelim mi diyosun? Ya da belki sevdiceğinle sinemaya gidesin geldi?

Her ne sebeple olursa olsun, önce buraya bak sonra git, benden söylemesi..

The Walk

1- The Walk 

Bu ara sinemada izlediğim en iyi filmlerden biri. 1974 yılında, en büyük hayali New York ‘taki  İkiz Kulelerin arasına ip gerip, üzerinde yürümek  olan ip cambazı Phillippe Petit’i anlatıyor. Tabiki size spoiler vermeyeceğim ancak şunu söylemem gerek, filmin üç boyutlu oluşu ve Philippe Petit’i canlandıran, 500 Days of Summer’dan hatırladığımız Joseph Gordon- Levitt harika bir iş çıkarmış. Filmin görüntü yönetmenini de tebrik ediyorum, çok iyi çekimler vardı. Gittiğinize pişman etmeyecek bir film.

 

Son Cadı Avcısı

2- Son Cadı Avcısı

Vin Diesel’i yani nam-ı diğer ” Dominic Toretto” yu bilmeyen kalmamıştır diye tahmin ediyorum. Vin Diesel’i  Hızlı ve Öfkeli serisi dışında izlemek beni hep mutlu etmiştir. Filme gelirsek adından da anlaşılacağı üzere filmde farklı yeteneklerde, iyi – kötü pek çok cadı görüyoruz. Vin Diesel ise çok fazla yaşamış bir insanı( 800 yıl kadar) canlandırıyor. Ve ayrıca bir cadı avcısı, ismi de Kaulder.Filmde  Kaulder’ ın insan ırkını kurtarmak için verdiği mücadeleleri izliyoruz. Vin Diesel’e filmde sevgili Frodo’muz Elijah Wood  ve Game of Thrones’dan tanıdığımız Rose Leslie  eşlik ediyor.

 

Marslı

3- Marslı

Ridley Scott’ı bilir misiniz bilmem ama, kendisi bu filmde dahil pek çok ‘ iyi ‘ filmin yönetmeni olan şahıstır. İlk tavsiyem filmlerini izleyin. Son 3 yılda, bu filmde dahil olmak üzere 3 tane şahane uzay filmi izledik. Gravity ile başladı, unutulmaz İnterstellar’la devam etti ve son olarak The Martian yani Marslı. İkinci tavsiyem izlemediyseniz hem Gravity’i hem de İnterstellar’ı şiddetle tavsiye ediyorum, kendinize bir iyilik yapın ve izleyin. Gelelim filme, film dünya,mars ve uzay arasında geçiyor. Bir yandan öldü sanılarak Mars’ın ortasında bırakılmış Mark Watney ( Matt Damon)’i  ve onun hayatta kalabilmek için nasıl çabaladığını ; bir yandan dünyada, bu durumu farketmiş demokratları ve izledikleri prosedürleri ; bir yandan da hala uzayda olan ,  Mark’ı bırakıp giden ekip arkadaşlarını izliyorsunuz. İzleyin bakalım, ne hissedeceksiniz.

 

Gelse de gitsem..

Şu ara benimle beraber pek çok kişinin beklediği James Bond serisinin yeni filmi Spectre beni bayağı heyecanlandırıyor.

Bir başka meraklandığım film; Çok Pişmiş. Bradley Cooper başrolde. Hem yemek aşkımı hemde aksiyonu birleştirdiği için merakla bekliyorum.

Ve Mustang. Fransa da yaşayan bir Türk yönetmenin Deniz Gamze Ergüven’in filmi Mustang. Prömiyerini Cannes da yaptı ve Fransa’nın oscar için adayı. Eğer şehrinizde ”Başka Sinema” varsa size de izlemenizi tavsiye ederim.

… sinemayla kalın, hoşçakalın

Beyaz Zenci

1 YORUM

Bir Yorum Bırak