Üniversite 4 Yılda Nasıl Bitirilir?

0
Üniversite

Öğrenciler üniversite hayatına başlamadan önce “üniversitede 4 yıl nasıl geçer?” diye düşünürken, üniversite kaydından sonra “üniversite 4 yılda nasıl biter?” diye düşünmeye başlar.

Önceden olsa liseni bitirip memurluk sınavıdır, torpilidir; bir yere yerleşip memur olurdun. Hayatın boyunca da sana yetecek bir maaşla gül gibi yaşardın. Ama gelin görün ki şu zamanda üniversite bitiren milyonlarca işsiz var. Yani bu demek oluyor ki; üniversite bitirmek şart.

Peki üniversite bitirmek yetiyor mu? Tabi ki hayır. Üniversite bitene kadar kendini ne kadar geliştirirsen, iyi bir iş bulma ihtimalin o kadar fazla olur. Bunu okuduğun bölüme göre yapabilirsin. Mesela mühendislik okuyorsan, zorunlu olmasa bile, yazın o miskin miskin takılıp etrafına ve kendine hiçbir yararın olmadan geçirdiğin zamanı staj yapacak bir yer bularak değerlendirerek. Ya da yabancı dil edinerek. İngilizce biliyorsan Almanca’ya, Rusça’ya zorlayarak. Aslında tüm bunları iyi bir iş amacıyla değil kendimiz için yapmalıyız. Ama şunu çok iyi biliyorum ki bu satırları okurken “ulan harbiden ya” fısıltısıyla mantıklı bulacak, yarın muhtemelen hiçbir girişimde bulunmayacaksınız. Ben de yazarken tüm bunların farkında olarak ama hayatıma bu yazdıklarımı tam olarak yansıtmadan devam ediyorum. Oradan biliyorum 🙂

Gelelim asıl konumuza; 4 yıllık bir üniversite 4 yılda biter mi? Ya da şöyle de sorabiliriz; üniversite en kısa zamanda nasıl bitirilir?

Üniversite 4 yılda biter arkadaşlar. Belki de alttan aldığınız dersleri düşünerek “nasıl biter ya?” diyeceksiniz. Ben de diyorum. Ama o dersleri alta bırakarak ilk hatamızı zaten yaptık. Bundan sonra yapmamız gereken o dersleri geçerken başka dersler bırakmamak olmalı. Çok zor değil aslında. Sırasıyla şunları yapsak mesela;

  • # Derslere düzenli olarak gitsek,
  • # Hocanın ağzından çıkan her kelimeyi olmasa da önemli yerleri not alsak,
  • # Sınavlara ilgimizi artırsak, çalışmamız yeterli değilse bunun farkına varabilmek,
  • # Arkadaşlarımızla dersler konusunda etkileşim içinde olsak, bilgi alışverişi yapsak
  • # Uyku düzenimizi en verimli şekilde ayarlayıp, saçma sapan uğraşlar için uykumuzdan ödün vermesek (verimli olmamız için en önemli madde)

Yine de olmaz mı dersiniz? Bunları yapsak bile bize kendimize ayırmamız için o kadar fazla zaman kalır ki, eksik veya yaşayamayacağımız başka şeylerin kalacağını düşünmüyorum. Bilgisayarda oyun oynadığımız zamanlar ders çalışmamız gereken zaman değil, arta kalan zamanda olmalı.

Akıllı telefonlar, tabletler, bilgisayarlar bizi her geçen gün biraz daha tembelleştiriyor. Hatta aptallaştırıyor. Bu yazıyı okuyan insanlar arasından uyumadan önce telefonuna bakmadan yatabilen, sabah ilk işi telefonun ekranına bakmak olmayanların sayısı bir elin parmaklarını geçer mi?

Bir de sosyal medya manyaklığı. “Buraya geldik snap atmadan mı gidelim?”, “E şurada da bir check-in yapalım, insanlar bu mekanda olduğumuzu görsün”, “Şu aptal kıza bir tweetle laf sokayım”… Eskiden tam da bu kafada olan ve şu an sosyal medyayı nadir kullanan biri olarak şunu söyleyebilirim ki; bunlar tamamen bizi oyalamak, yararlı şeylerden uzaklaştırmak için yaratılmış şeyler. Biz oralarda saçmalıyoruz ve birileri bundan para kazanıyor. Sonra o paralar bizi biraz daha aptallaştırmak için kullanılıyor. Daha fazla uzatmadan bu paragrafta anlatmak istediğimin; bizi derslerimizden, asıl ilgili olmamız gereken şeylerden uzak tutan en büyük şeylerden birinin de sosyal medya bağımlılığı olduğunu belirtip bitireyim.

universite-uyuyan-ogrenci

Snapchat Hesabınızı Kapatmak İçin 4 Geçerli Sebep yazımızı okumak için tıklayınız.

Şu yaşlarda bizden beklenen çok da bir şey yok. Üzerimizdeki yük geçmiş senelere göre daha fazla olabilir ama hala çok hafif. Tek beklenen, tek yapmamız gereken okulu bitirmek. Sonrası zaten bize kalmış.

Bana sorarsanız okumak dünyanın en güzel ve rahat şeylerinden biri. Bu konuda oldukça ciddiyim. Meslek hayatına başladığımızda çok büyük bir ihtimalle bu günlerimizi mumla arayacağız. “Keşke Pazartesi vizelerim başlasa, hafta sonu ders çalışarak sabahlasam da, o asık suratlı müdürden laf işitmesem” diyeceksiniz. O yüzden bugünlerin hakkını vererek yaşamamız gerekiyor. En azından ben böyle düşünüyorum. Üzerimize düşeni yaptıktan sonra istediğimiz gibi eğlenmekte zaten özgürüz. Ama eğlenceyi, miskinliği ön plana atarsak, bu geleceğimiz için geri dönülmez bir hataya dönüşebilir.

Son olarak, bu konuda “ben böyle düşünmüyorum arkadaş” dediğiniz noktalar için sizi yorum alanına davet ediyorum.

Bir Yorum Bırak